ADLİYE KILAVUZU / Pratik Bilgiler

 
  

    

  

 

 

Önemli Not : Sitemizdeki doküman ve bilgiler adli işlemlerde halkımıza yol göstermek amacıyla hazırlanmış olup, kullanımından doğabilecek kayıp, yaptırım ve hukuki sonuçlardan sitemiz sorumlu tutulamaz. Söz konusu bilgi ve belgeleri kullanan şahıslar bu uyarıyı okuyup kabul etmiş sayılır.


 

Okumak istediğiniz konu başlığını seçiniz.

 

ADİL YARGILANMA HAKKI...

MAHKEMEYE GİTMEDEN ÇÖZMEYİ DENEYİN...

CEZA YARGILAMASINDAKİ HAKLARINIZ...

HUKUK MAHKEMELERİNDE DAVA AÇILMASI...

İCRADA SÜRELERLE İLGİLİ PRATİK TABLO

HARÇLARLA İLGİLİ PRATİK TABLO

HUMK'DAKİ PARASAL MİKTARLARIN 01.01.2007 TARİHİNDEN İTİBAREN YENİDEN DEĞERLEME ORANI: %7.8

 

 

 


ADİL YARGILANMA HAKKI...


"Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası - Madde 36)


Hakkının ihlal edildiğini, hukuka aykırı bir eylem ya da işlemle karşı karşıya kaldığını düşünen veya iddia eden her kişi hakkını aramakta özgürdür. Ülkemizin hukuk sisteminde bu yollar yargı ve yasama organlarına yapılacak bir takım başvurular şeklinde düzenlenmiştir.
 
Bir hukuki anlaşmazlık oluştuğunda sorunun çözümü için yargı mercilerine, yani mahkemelere başvururuz. Ülkemizde yürürlükte olan hukuk sistemine göre, kişiler arasındaki davalar ile yurttaş-devlet arasındaki davalara ayrı yargı yerlerinde ayrı usullerle bakılır. Buna göre, bir yanda genel yargı adı da verilen adli yargı, öte yanda da taraflardan en az birinin "devlet" olduğu idari yargı mevcuttur.
 
Adli yargıda ceza ve hukuk mahkemeleri (ilk derece mahkemeleri), bölge adliye mahkemeleri (istinaf mahkemeleri) ve Yargıtay (yüksek yargı mercii) yer almaktadır. İdari yargıda ise idare ve vergi mahkemeleri (ilk derece mahkemeleri) bölge idare mahkemeleri (istinaf mahkemeleri) ve Danıştay (yüksek yargı mercii) yer yapmaktadır. 

 


MAHKEMEYE GİTMEDEN ÇÖZMEYİ DENEYİN...

Komşumuza, ev sahibimize ya da kiracımıza, eşimize, işverenimize ya da iş görenimize dava açmadan anlaşmazlıkları sağduyu temelinde çözmek amacıyla yeterli çaba gösterip göstermediğimizi kendimize sormakta yarar var. Böyle yaparsak zamandan, stresten ve paradan  tasarruf etme ihtimalini elimizin tersiyle itmemiş oluruz. Sözgelimi şunları yapabiliriz:

 

İletişim kurmak: Sorunun karşı tarafındaki özel ya da tüzel kişiyle iletişim kurmaya çalışabiliriz. Bu görüşmede kendimizi ifade etmeye ve karşı tarafı dinlemeye özen göstermemiz, konunun karşılıklı olarak enine boyuna ele alınması, olayın mahkemeye dökülmeden de çözülmesine yardımcı olabilir.

 

Sorunları ertelememek: Bir sorun çıktığında canımız sıkılabilir. Olayın üzerine gitmek yerine zamana bırakmaya eğilim gösteririz. Oysa ertelenen sorunlar çoğu zaman katlanarak büyür.

 

Mantıklı çözüm önermek: Sorunla ilgili olarak herhangi bir kişi ya da kurumla ilişkiye geçmeden önce söz konusu çatışmanın nasıl çözümlenmesi gerektiği üzerine düşünebiliriz. Duygularımıza gem vurup mantığımızı işletirsek, her iki tarafı da kazançlı çıkartacak çözümler üretebiliriz.

 

Nezaketi elden bırakmamak: Bağırıp çağırma, suçlama, hakaret etme, ağza geleni söyleme hiçbir sorunu çözmez. Tam tersine, durumun daha da kötü bir hale gelmesine yol açar. Kendimizi ve çözüm önerimizi sakin ve nazik bir dille ifade ettiğimizde işin mahkemeye dökülmesi gerekmeyebilir de...

 

Kanıtlamak: Sorunun açıklığa kavuşmasını sağlayan ve talep ettiğimiz çözümü kanıtlayan her türlü belgeyi saklamakta yarar vardır. Kira kontratlarını, sözleşmeleri, garanti belgelerini, her türlü makbuz ve faturayı, hasarla ilgili fotoğrafları saklamışsak mahkemeye gitmeden çözümler üretebiliriz.

 

Kayıt tutmak: Sorunumuzla ilgili herhangi birisiyle görüştüğümüzde, adını, ne zaman ve nerede görüştüğümüzü ve neler konuştuğumuzu bir yere kaydetmek yararlı olabilir, iletişimi mektupla sürdürüyorsak, dosyamıza kopyasını koymak; haklılığımızı destekleyecek belgenin orijinalini muhafaza edip fotokopisini göndermek gibi önlemler yargı sürecinde işimizi kolaylaştırabilir.

 

Anlaşmayı yazılı hale getirmek: Sorunumuzu çözmeyi başarırsak, bulunan çözümün kâğıda dökülmesi yararlı olur. Anlaşmayı yazılı hale getirip taraf sayısı kadar orijinal kopya hazırlamak, herkesin imzalamasını sağlamak, olanaklı ise bu işlemi bir noter huzurunda gerçekleştirmek sadece bizi değil, karşı tarafı da rahatlatır.

 


CEZA YARGILAMASINDAKİ HAKLARINIZ...

 

İNSANCA YAŞAMA HAKKI:


İnsanca yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahipsiniz. Size hiç kimse işkence ve eziyet yapamaz; insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamazsınız.

 


HÜRRİYET HAKKI:


Kişi hürriyete ve güvenliğine sahipsiniz. Bu hürriyet ve güvenliğiniz, kanunlarla belirlenen tutuklama, göz altına alma, ıslah evine gönderme ve resmi müessesede gözlem altına alınma hallerinin dışında hiçbir kişi veya kuram tarafından ihlal edilemez, kesintiye uğratılamaz. Yasa tarafından belirtilmeyen gerekçelere ve usullere dayanılarak özgürlüğünüz kısıtlanamaz. Bu en tabii hakkınız, bunu sağlamak da en önemli görevimizdir.
 

 

TUTUKLANMA NEDENİNİ ÖĞRENME HAKKI:


Kanunlarla belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda; tutuklanma sebebinin en kısa zamanda tarafınıza bildirilmesi, haklarınızın neler olduğunun anlatılması ve tutuklandığınızın akınlarınıza bildirilmesi zorunludur. Yakalanmanız veya tutuklanmanız durumunda en kısa sürede hakim önüne çıkarılmanız, tutuklanmanız veya yakalanmanızda kanuna uygun olmayan bir unsurun varlığında hemen serbest bırakılmanızı sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahipsiniz.

 


ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ:


Özel hayatınıza ve aile hayatınıza saygı gösterilmesini isteme hakkına sahipsiniz. Özel hayatınızın ve aile hayatınızın gizliliğine dokunulamaz. Kanunlarla belirlenen esaslara göre verilen arama kararları bu konuda bir istisnadır.
 


KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI:


Konut dokunulmazlığı en tabii hakkınızdır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilen hakim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet Savcıları ve onların yardımcıları sıfatıyla emirlerini yerine getirmeye memur olan Güvenlik Güçleri dışında hiç kimse konutunuza giremez, arama yapamaz ve buralardaki eşyanıza el koyamaz.

 


AVUKAT İSTEME HAKKI:


Herhangi bir suçlamayla yakalanmanız veya göz altına alınmanız durumunda; soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya birden fazla avukatın hukuki yardımından faydalanma hakkına sahipsiniz. Zabıta amir veya memurlarınca yapılan sorgu işleminde ancak bir avukat bulundurabilir, sonraki savunmalarda ise ancak üç avukat bulundurabilirsiniz.


Hangi makam veya kişi tarafından yapılırsa yapılsın soruşturmanın her safhasında avukatınızın sizinle görüşmesi, ifade alma ve sorgu müddetince yanınızda bulunup, hukuki yardımda bulunması engellenemez veya kısıtlanamaz. Maddi yetersizliklerden dolayı avukat seçebilecek durumda olmamızın halinde ise ‘Barolar Birliği’ tarafından görevlendirilecek bir avukatın hukuki yardımından ücretsiz faydalanabilirsiniz.
 


DELİL TOPLATMA HAKKI:


İfadenizin alınması veya sorgunuz sırasında üzerinizde yoğunlaşan şüpheden kurtulmak gayesiyle belirteceğiniz konularda somut delillerin toplanmasını talep edebileceğinizin ve aleyhinize olan şüpheleri ortadan kaldıracak somut delilleri ileri sürme hakkınızın olduğunun da hatırlatılması zorunludur.

 


GEÇERSİZ İFADE HAKKI:


Herhangi bir nedenle alınan ifadenin özgür iradenizle alınmış ve aynı doğrultuda kayıtlara geçirilmiş olması zorunludur. İradenizi baskı altına alma, kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, araçlar vasıtasıyla cebir ve şiddet uygulama gibi iradeyi bozan, istenmeyenleri söylemek zorunda bıraktıran bedeni veya ruhi zorlama ile kanunlara aykırı herhangi bir eylem yapılamaz. Kanuna aykırı menfaat vaat edilemez. Bu tür yasak yöntemlerle elde edilen ifadeleriniz rızanız olsa da delil olarak değerlendirilemez.

 


SUSMA HAKKI:


Zabıta amir ve memurları ile Cumhuriyet savcısı tarafından ifade alınma ve hakim tarafından sorguya çekilmede; ne ile suçlandığınızın açıkça belirtilmesi, isnat edilen suçlamayla ilgili olarak açılamada bulunmamızın (yani susmanızın) kanuni haklarınızdan olduğunun hatırlatılması da zorunludur.
 


HUKUK MAHKEMELERİNDE DAVA AÇILMASI...

Dava Dilekçesi ve Unsurları  

Dava davalı sayısından bir fazla dilekçe ile açılır. Dava dilekçesinde, tarafların adı ve soyadı, adresleri, davanın konusu, davanın sebebi (Talebini haklı gösterecek vakıalar ki, maddi vakıalar olarak adlandırılır), deliller (yazılı delillerini de eklemelidir), hukuki sebepler, cevap süresi, talep sonucu (davacı mahkemeden ne talep ediyorsa bunu açık ve anlaşılır bir biçimde neticei talep kısmında göstermelidir) ve davacının yada vekilinin imzası bulunur.

Bunlardan hukuki sebepler ve cevap süresi zorunlu unsurlar değil. Hukuki sebepler, davacının dava konusu hakkını dayandırdığı hukuksal normlardır. Türk hukukunu bulup uygulamak hakimin görevi olduğuna göre, hukuksal nedenler zorunlu birer unsur olmamalıdır. Burada acaba hakim yabancı bir hukuku da bulup uygulamak zorunda mıdır, sorusuna da cevap vermelidir. Evet hakim yabancı hukuku da resen bulup uygulamakla yükümlüdür. Ancak, bu hukukun bulunmasında taraflardan yardım isteyebilir (eskiden taraflar ispatlamak zorundaydı). Fakat bütün aramalara rağmen bulamazsa, en sonunda yine kendi hukukunu, yani Türk hukukunu uygular. 

Cevap süresi de kanundan dolayı 10 gün olduğundan dolayı ayrıca gösterilmesine gerek yoktur.           

Bunun dışındaki unsurlar zorunludur. Bu zorunlu unsurlardan birisi eksikse, davalı tarafından bir ilk itiraz olarak ileri sürülür. Gerçekten de eksiklik varsa hakim dava dilekçesini iptal eder. Bu iptal kararı üzerine 10 gün içinde yeni bir dilekçe verilmezse dava açılmamış sayılır. Ancak bu 10 günlük süre içerisinde dava derdesttir.

Davanın Açılma Zamanı

HUMK’a göre dava kural olarak dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır.           

Yargıtay içtihadı birleşme kararına göre ise, harca tabi davalar harcın yatırıldığı tarihte, harca tabi olmayan davalar ise dilekçeyi hakimin kaleme havale ettiği tarihte açılmış sayılır.

Sözü edilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına Göre; 

Harca tabi olan davalar;

Harcın yatırıldığı gün ile esas defterine kayıt tarihi aynı ise, harcın yatırıldığı tarihte,

Harcın yatırıldığı gün ile esas defterine kayıt tarihi farklı ise, kalem müdürü bu farklılığın davacıdan kaynaklandığı ispatlarsa dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte; ispatlayamazsa, yarcın yatırıldığı tarihte açılmış sayılır.         

Harca tabi olmayan davalar;

Hakimin havale tarihi ile esas defterine kayıt tarihi aynı ise, hakimin havalesiyle davacının dava dilekçesi üzerinde tasarruf yetkisi ortadan kalktığından, hakimin havale tarihinde,

Hakimin havale tarihi ile esas defterine kayıt tarihi farklı ise, kural, hakin havale tarihinde açılmış sayılır. Ama kalem müdürü bu farklılığı bizzat davacıdan kaynaklandığını ispat ederse, esas defterine kayıt tarihinde (memur geç kayıt etmiş olabilir) dava açılmış sayılır.

Eğer kayıtlar bilgisayarlı tevzi büroları vasıtası ile yapılıyorsa, harcın yatırıldığının bilgisayara kaydedildiği tarihte dava açılmış sayılır.           

Dava Açılmasının Sonucu  

Maddi hukuk bakımından

- Zamanaşımı kesilir. O zamana kadar işleyen süre sıfırlanır. 9 yıl 364 gün işlemiş olsa bile dava açıldığında 0’dan itibaren yeniden işlemeye başlar.

- Hak düşürücü süre korunur. Kesilme yok. Dava açıldığı zaman dava bitinceye kadar işlemez durur. Daha sonra kaldığı yerden devam eder.

- İyi niyet kötü niyete dönüşür. Mesela, menkul davaları, sebepsiz zenginleşme davaları gibi hallerde böyle olur.

- Bazı şahıs varlığı hakları, malvarlığı hakkına dönüşür. Manevi tazminat ve boşanma davasında durum böyledir.

- Davalı memerrid (direngen) olmamışsa (yani daha önce ihtar çekilmediği için temerrüde düşmemişse davanın açılması ile temerrüde düşer.) Borçluya dava açılması, ihtar yerine geçtiğinden artık ihtar çekmeye gerek yoktur. 

Usul hukuku bakımından

Mahkeme bakımından davayı inceleme zorunluluğu doğar.

- İhtiyati tedbirler korunur.

- Derdestlik ortaya çıkar.

- Dava şartları, dava açıldığı tarihe göre belirlenir.

- Dava, dava açıldığı tarihe göre hükme bağlanır.

(Mesela hakim inceleme yaparken, eğer uyuşmazlığın konusu alacağın bir başkasına temlik edilip edilmediği hususu ise, dava açıldığı tarihe göre bu temlikin yapılıp yapılmadığını araştırır.) 

- Davacı bakımında davayı geri alma yasağı başlar. Davanın atiye (geleceğe) bırakılması için, davalının açık rızası olmalıdır. (Aksi takdirde davacı tek başına geri alamaz. Çünkü geri alınan dava ileride davacı tarafından tekrar açılabilir.) Davanın geri alınmasıyla birlikte davanın açılmasıyla doğan sonuçlar, geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Davayı geri alma davadan feragatten farklıdır. Zira, dava geri alındığı zaman, daha sonra tekrar açılabilir; sonra tekrar geri alınıp tekrar açılabilir. Yani davadan vazgeçiyorsun, hakkından değil; davayı geri almakla açık muvafakat var. İleride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutup, davasını şimdilik takip etmeyerek geri bırakma var. Oysa feragatte, dava konusu haktan vazgeçilir ve o konuda bir daha dava açılmaz.

- İddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı başlar. Dava açıldığı andan itibaren davacı iddiasını değiştirip genişletemez. Buna iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı denir. Ancak her zaman daraltıp azaltabilir. Acaba iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağının kapsamına neler dahil olacaktır? 

Bir defa davacı ilk olarak, dava sebeplerini (maddi vakıaları) değiştiremez ve genişletemez. Mesela davacı, davalının kullandığı yerin kendi tapu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalının tahliyesini istiyor. Fakat yargılama sırasında o yerin tapu sınırları dışında kaldığı tespit edilince de, ama ben burayı olağanüstü zamanaşımı ile kazandım ama adıma tescil ettirmemiştim diyemez. Olağanüstü zamanaşımı ile kanama yeni bir vakıadır. Ancak burada şuna da işaret edilmelidir ki, yeni vakıalar ileri sürülememekle beraber, asıl vakıaya zımni olarak dahil olan vakıalar ile onların delili olanlar ileri sürülebilir. Yani dava dosyasından anlaşılabilecek nedenler Mesela, tapu senedinin ibraz edildiği belirtilmesine rağmen ibraz edilmemişse, bunun ibraz edilmesi yeni bir vakıa anlamına gelmeyeceğinden, ibraz edilmesi vakıaların değiştirildiği anlamına gelmez. Burada şu hususa da işaret edelim ki, Bölge Adliye Mahkemesinde ilk derece mahkemelerinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar ileri sürülemez. Yeni delillere dayanılamaz. İlk dereceden farklı olarak burada bunlar ileri sürüldüklerinde diğer taraf itiraz etmezse bile resen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilir. Ancak kamu düzenine ilişkin olan ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından resen dikkate alınacak haller istisnadır (5236 sayılı kanun md.426/R) 

İkinci olarak da, talep sonucunun değiştirilip, genişletilmesi iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına tabidir. Mesela neticei talep kısmında davalının 8 milyar maddi tazminata mahkum edilmesi istenmişse daha sonradan, bu miktar 10 milyara çıkarılamayacağı gibi tazminat yerine de, davacının bir otomobil teslim etmeye zorlanması istenemez. (kuşkusuz fazlaya balı haklarını saklı tutmamışsa açamaz. Tuttuysa ayrı dava açar, bunlar sonradan birleştirilir) 

Örneğin : 5 milyar değil de, araba versin diyemez. Bu da yasak kapsamındadır.

Davayı değiştirme ve genişletme yasağının aşılma halleri dört şekilde karşımıza çıkar. Yani bu dört halden birisi varsa davacı iddiasını değiştirip genişletebilir. Bu haller şunlardır: Davalının muvafakati, ıslah, feragat, meddeabihin temliki. 

- Davalının muvafakati; Bu muvafakat zımni bir muvafakatte olabilir. Yani         davacı iddia ve savunmasını genişlettiğinde davalı hemen muvafakat etmediğini beyan etmezse (yani susarsa), rıza göstermiş olur ve davayı genişletilmiş ve değiştirilmiş haliyle devam edilir. 

- Islah; Davalı muvafakat etmemişse davacı dava dilekçesini ıslah etmek suretiyle iddiasını değiştirip genişletebilir. Islah davanın taraflarına yapmış oldukları usuli işlemleri düzelme imkanı veren, tek taraflı usuli bir işlemdir. Sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Sözlü olarak yapıldığında tutanağa geçirilir ve altı ıslah eden tarafından imzalanır. Islah masrafları dava sonunda ıslah yapan tarafa yükletilir. Karşı tarafa yükletilmez. Davacı davasını tamamen ıslah edebileceği (kamilen ıslah) gibi, kısmen de ıslah edebilir. Tamamen ıslah edildiğinde davalının vermiş olduğu cevap layihası da dahil olmak üzere ondan sonra yapılmış olan bütün usuli işlemler geçersiz olur. Kısmen ıslahta ise davacının ıslah etmek istediği işlemler geçersiz olur. 

Davacı davasını ıslah ettiği andan itibaren, 3 gün içinde mahkemeye yeni bir dilekçe vermek zorundadır. Aksi halde dava iptal olunur. İptal tarihinden 3 ay içinde yeni bir dava açmazsa davadan feragat etmiş sayılır. Kuşkusuz feragat edilmiş olan dava ıslah edilen davadır. Yoksa yeni hali ile dava henüz açılmamış olduğundan, bu davadan feragatte mümkün değildir. 

Islah hüküm verilinceye kadar yapılabilir. Hüküm verildikten sonra kanun yolları aşamasında ıslah mümkün değildir. Taraflar davada 1 defa ıslah hakkını kullanabilirler. Dava birden fazla ıslah edilemez. Öyle bazı işlemler vardır ki, ister tam ıslah olsun ister kısmi ıslah olsun ıslaha rağmen geçerliliklerini korurlar. Bu işlemler şunlardır (yani ıslahtan etkilenemezler)

-Mahkeme önünde yapılan ikrar
-Bir yerin keşfi ve muayenesi üzerine tutulan tutanaklar.
-Bilirkişi raporları,
-Tanık ifadeleri,

 Maddi hukuk işlemleri 

Islah, tek taraflı açık bir irade beyanıdır. Karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Islahla şu işlemler değiştirilebilir; 

- Vakıalar
- Davanın konusu
- Talep sonucu
- Eskiden HUMK md. 87/son cümle gereği olarak ıslah yolu ile müddeabih arttırılamıyordu. Fakat Anayasa Mahkemesi bu hükmü anayasaya aykırı bularak iptal etti. Artık ıslah yolu ile müddeabih arttırılabiliyor. 

Islah yolu ile şu işlemler ise yapılamaz:
- İkinci tanık listesi verilemez (Bu kamu düzenine ilişkin bir yasaktır)
- İlk itirazlar ileri sürülemez.
- Taraf değiştirilemez
- Islah ile zamanaşımı defi ileri sürülemez.

- Müddeabihin Temliki (Dava konusunun devri) : Dava devam ederken özellikle ihtiyati tedbir kararının alınmadığı hallerde davanın taraflarından birisi müddeabihi bir başkasına devredebilir. Bu durumda diğer taraf muhayyerdir (yani seçimlik hakka sahiptir.) İsterse davayı devredene karşı bir tazminat davasına dönüştürülür. İsterse de, devralana karşı dava konusu üzerinden davaya devam edilir. Birisinde talep sonucunun diğerinde ise tarafın değişikliğine dikkat ediniz. Davacı davalının temliki halinde davayı temlik alana karşı devam ettirmiş ve kazanmışsa yargılama giderlerinden devreden ve devralan müteselsilen sorumludur. Ancak davacı devretmişse, Yargıtay’a göre devralan eski davacının yerine geçer ve davalı ona karşı yargılamaya devam edebilir. Yani Yargıtay, dava devam ederken, davacı müddeabihi temlik etmişse, seçim hakkını davalıya tanımıyor. Yargıtay’ın çözüm tarzının pratik olmakla beraber HUMK md. 186’ya aykırı olduğu açıktır.

- Davadan feragat, dava açıldığı andan itibaren hüküm kesinleşinceye kadar davacı, her aşamada davasından feragat edebilir. Feragatle dava bütün bir gelecek için ortadan kalkar, o konuda bir daha dava açılmaz.

Bu dört hal dışında, davacı davasını daraltabilir fakat değiştirip genişletemez. Resen araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda, hakimin talepten başka bir şeye karar verebildiği davalarda (boşanma davası açılmışsa ayrılığa karar verebilme ve hakimlere karşı açılacak tazminat davalarında, aleyhine tazminat istenen hakimin istememesine rağmen, yargılamayı yapan hakimin gerekiyorsa tazminata hükmetmesinde olduğu gibi) ise iddianın ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı hiç uygulanmaz.

Sonradan ortaya çıkan vakıaların ileri sürülmesi ve hukuki nedenlerin değiştirilmesi ve genişletilmesi ise iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağına tabi değildir. Zira hakimin Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olduğunu hatırlayınız.


İCRADA SÜRELERLE İLGİLİ PRATİK TABLO

Yasal Süre Uyarı Süresi
İhtiyati Haciz Uygulama 10 Gün 8 Gün
İcrai Hacze Çevirme 7 Gün 5 Gün
Tebligat Akibetini Araştırma 7 Gün 5 Gün
İtirazın İpt. veya Kald. Kararının Tefhim veya Teb. İt. Mal Bey. Bulunma 6 Ay 4 Ay
Haciz İsteme 1 Yıl 10 Ay
İİK 96`ya Göre İstihkak İddasına Yanıt 3 Gün 1 Gün
İİK 99`a Göre İstihkak Davası Açma 7 Gün 5 Gün
3. Haciz İhbarnamesinde Menfi Tesbit Davasını Bildirme 20 Gün 15 Gün
Menkul Satışı İsteme 1 Yıl 10 Ay
Gayrimenkul Satışı İsteme 2 Yıl 1 Yıl
Kıymet Takdirinin Düşmesi 2 Yıl 1 Yıl
Satışın Kesinleşmesi        
Yasal Süre Uyarı Süresi
Mal Beyanı Ceza Açma 3 Ay 2 Ay
Taahhüdü İhlal Ceza Davası Açma 3 Ay 2 Ay
Mal Beyanı Ceza Davasında Zamanaşımı 1 Yıl 10 Ay
Taahhüdü İhlal Ceza Davasında Zamanaşımı 2 Yıl 1 Yıl
İtirazın İptali Davası Açma 1 Yıl 10 Ay
Dosyanın İşlemden Kaldırılması 6 Ay 4 Ay
Çek Alacağında Zaman Aşımı 1 Yıl 10 Ay
       
İtiraz/Dava Ödeme/İfa  
Form 2-3-4-5 (53-54-55) 7 7 Gün  
Form 6 (151) 30 30 Gün  
Form 7 (49) 7 7 Gün  
Form 8 (50) 7 15 Gün  
Form 9 (152) 7 30 Gün  
Form 10 (163) 5 10 Gün  
Form 11 (153) 7 7 Gün  
Form 12 (52) 7 15 Gün  
Form 13 (51) - 6 A. Çok 7 30 Gün  
Form 13 (51) - 6 A. Az 3 6 Gün  
Form 13 (51) - Hasılat 7 60 Gün  
Form 14 (56) 7 15 Gün  
Form 44 (201) 7 7 Gün  
Yenileme 7 7 Gün  
       
3. Şahsa Haciz İhbarnamesinde
İtiraz/Dava Ödeme/ Tes  
1. İhbarname 7   Gün  
2. İhbarname 7 7 Gün  
3. İhbarname 15 15